Bir ürünü pazarlamanın , albenisini arttırmanın önemli detaylarından biri de reklam... Bu sektörü " çok " seviyorum... Eğlenceli ve heyecanlı bir alan reklamcılık... Ve kendimi de birden bu işin içinde buldum... Aşırı detaycı, sorun çıkaran biri olduğumdan bir ahbabımın da ürüne ve reklama bakış açımı keşfetmesiyle reklamcılığıa da şöyle bir dokundum...
Adımın önünde havalı bir tirt daha var : Reklam Metin Yazarı ... Nicedir yoğunluktan vakit ayıramadım reklam yazmaya... Ama yine de sağdan soldan gelen " metni yazdık,reklam çekeceğiz bir göz atsanız " tekliflerine hayır demiyorum... Hani doktor hastasına ilaç yazmaz da , dinlenmeyi salık verirse kötü doktor olur , anlamıyor olur ya...Ben kötü reklamcı olmamak için sürekli " şurası olmamış " diyorum ki, kıymetim artsın... Ve hakikatten de " şurası olmamış " tespitlerimi yerinde bulup düzeltmeye gidiyorlar , hayret... TV`de, gazetede,dergide vs... yayınlanan reklamlarda da bir eksiklik görürsem affetmem ve ilgili ajansa tanıdığım varsa telefon açar " şurası olmamış " derim. Ben kıs kıs gülerken bazı reklamcı dostlarım " has has " deyip fiili de bu ikilemenin önüne ekledikten sonra üzülürler.
Bir kere bütün reklamcılar, reklam yazaları kendilerini kusursuz ve bir dahi sanmak gibi büyük bir gafletin içindeler... Ben de şuna inanıyorum : Kusursuz reklam yoktur!... Bir şeylerin eksik kaldığını hissetmelisin ki , bunun peşine düştükçe mükemmele yaklaşasın... Ve asla kusursuza ulaştım dememelisin... Evet... Evet... Üstüne basa basa söyliyorum Kusursuz reklam yoktur!... Hatta yazı işleri servisi bir de bold yaparsa bundan önceki cümlemi , daha şık olur... Teşekkür ederim yazı işleri servisi , şen olasın her daim yazı işleri servisi... Reklamcılıkta beni rahatsız eden başlıca unsurlardan biri de teşhir ve seks kaygısı ... Seks çok çarpıcı bir kelime... Nasıl diyeyim ?.. Misal bi yazıyı okuma ihtimali sıfır olan birey kişi bile " seks " kelimesi görüldüğü için başlıkta , merakla okuyacak... Kendimden biliyorum ki , şöyle sokakta uçuşan sahipsiz bir gazete sayfası görsem ve gözüme ilk çarpan kelime " seks " olsa, gazete sayfasını da aniden çıkan rüzgar alıp götürse , peşinden koşar , sağ ayağımla birden sayfayı yerde kıstırırım ve okurum... Haaa, sonra sayfayı başka ayak kıstırmaları için serbest bırakırım , bu da var tabi... Seksi olmak da çok önemli günümüzde... Bunun için anketler bile yapılıp , sonuçları kamuoyuna açıklanıyor ... Yılın en seksi mühendisi , yılın en seksi şarkıcısı , yılın en seksi sıhhı tesisatçısı , yılın en seksi yeminli mali müşaviri vs... Ve ben radyoda gecenin en seksi erkeği ve kadınını seçmek için bir atraksiyon yaptırtıyorum... Öylesine bir talep var ki , şaştım... Sanki içimizde kalmış gizli bir acı bu seksi olamamak... Radyo yoluyla da olsa bu yoksunluğunu tatmin etmek isteyen bir çok insan var... Sonunda yaş sınırı koyarak , talebi biraz azaltmaya başardık...
Reklamcılar bunu çok iyi keşfettiler... Halkın içinde potansiyel bir eziklik seksi olamamak... Ve öyle ki, reklamı yapılan ürünü satın alırsan bir anda seksi olup çıkacaksın gibi bir dolduruş var... Magnum mesela ... Sevgiyle , sadakatle , keyifle , yediğim bir dondurmadir... Frambuazlısına bayılırım... Öyle dayanılmaz bir lezzeti var ki , kıt kıt diye ısıra ısıra yiyorum... Ama artık gizli saklı alıyorum ben Mhnum`u... Çünkü bu ürün en başından beri salt kadınlar tüketiyormuş ve tüketirken kendinden geçiyormuş ( saçlarını dağıtma, sırada bekleyen diğer kadınları ürkütme , inleme vs...) gibi sunuldu... Önce önemsemedim... Ama hala bu reklamda kalın dudaklı bir abla tarafından yine manidar şekilde dondurma sömürümü görünce , artık yiyemez oldum... Ve henüz altıncı Magnum`umu aldığım bakkal bana " Abi hayırdır alışkanlık yaptı galiba " deyip pis pis gülünce , Magnum`u bırakıp, Max aldım... Dahası , dondurma yerken aklımın ucundan seks geçmiyor... Etrafımda da yerken şuh tavırlarda bulunan kadınlara rastlamadım... Bence Magnum`un gücü lezzetinde olmalı... Yoksa şekil olarak ele alınıp, bir takım çağrışmalardan yola çıkarak izafi seksi kadınlar yaratmak pek de doğru değil... Ve erkek tüketiciler için sayılıyor... Yavvv doya doya herkesin ortasında Magnum yemek istiyorum var mı ötesi ?...
Daha neler neler...
Traş bıçağı...
Epilatör...
Deterjan...
Yatak...
Margarin...
Krem...
Deodorant...
Isırgan Otlu Şampuan (Aman uçak tuvaletinde denemeyin!.)...
....
Bu ve benzeri ürünlerde ilk müracaat teşhire ve sekse... Kabul ediyorum çor çarpıcı... Bir anda dikkat çekici... Ki reklamın amacı zaten bu değil mi ? Evet ama ne bileyim , hep aynı şeyleri seyrediyoruz... Kuşkusuz bir komodin pazarlıyacaksak , komodinin çekmecelerine çamaşırlar koyup açıp kapamak yerine ; komodinin çekmecelerini yalayan bir afet , elbette ürüne daha çok dikkat çekecektir.. Ama bu ne kadar gerçekçidir ?.. Mesaj nedir?... Ve kadınların suistimal edildiğini düşünüyorum... Kadın deyince aklımıza bacak,göğüs,sırt,gerdan gibi taşhirsel parçalar mı gelmeli ?...
Kadın demek ; anne demek...
Kadın demek ; Ortadoğu`da , cehalet kokan kalabalıklarda zülüm demek ...
Kadın demek ; aldatılan,ağlayan,susan,çile çeken,doğuran fedakar insan demek...
Reklamlar gittikçe bu tek düzeliğe sürüklenmekte...
Ben bir izleyici ve tüketici olarak rahatsızım...
Yoksa bu köşede bir " tavuk firması "na bağlı, bağımlı köşe yazarı gibi reklamlar hakkında ahkam kesmek ne haddime...
Ne hocalığım var...
Ne de " bakın beni sirketinize reklam danışmanı yapmazsanız asar keserim " lezzetinde aba altından sopa göstermek yakışır bana ... Atıfta bulunduk bir kere ... Hadi hayırlısı...
Esmersen güzelsin... Dıvvvvvvssssss ...