Şiirler İstanbul Şiirleri Affet İstanbul

Affet İstanbul

Yalancı cennet idi tadı
Kendi gitmiş, kalmış adı
Yadigâr İstanbul

Kendinde, kendini kaybeden sevgili
Kara sevdalı bir deli
Mecnun İstanbul

Belli değil kimi sevdiği
Kimin sevdiği
Şaşırmış İstanbul

Her seven zarar verdi
Her sevene gülerdi
Fedakâr İstanbul

Eli temiz, yüreği temiz olana anlatın
Altın idi taşın toprağın altın
Bir zamanlar İstanbul 5

Bir ulu çınar
Sarmış karıncalar
Kuruyor İstanbul

On bin yaşında bir delikanlı
Böğründe on milyon kalleş, eli kanlı
İnliyor İstanbul

Yedi cihet dört mevsim
Yeşildi her daim
Taş oldu İstanbul

Keneler kıçta olur, kuyrukta yaşar
Gözünde, burnunda, alnındalar
Can çekişir İstanbul

Seven sevdiğini gözünden sakınır
Anasından bile kıskanır
Sevenler seni fahişe yaptı İstanbul 10
-::-
Göğe uzanır yedi tepeden minarelerin
Güneşle öpüşür denizin
Gurub vakti İstanbul

Bir nadide pırlanta, Boğaz
Bağırıyor avaz avaz
Boğuluyorum İstanbul

Yeşil bir yorgandı Çamlıca
Mis gibi yoğurt kokardı Kanlıca
Neyin kaldı İstanbul

Akvaryum gibiydi Haliç’in
Altın Boynuz derlerdi onun için
Çamura döndü İstanbul

Nerde Arabacı İskelen
Nerede Sarıyer böreğin
Arıyorum İstanbul 15

Bebek kadar güzel ve temizdi Bebek
Fatih asalet, Emirgân lâle demek
Üsküdar’da ruh vardı İstanbul

Necip Fazıl, Namık Kemal
Mehmet Rauf, Yahya Kemal
Özlüyor seni İstanbul

Piere Loti sana aşıktı
Şark kahvesinde içilen kahvenin
Kırk yıl hatırı vardı İstanbul

Ressam Vecih’in Göksu deresi
Ali Rıza Beyin İstinye koy’u
Resimlerde kaldı İstanbul

Seyran Tepen, Sefa Yolun, Çık Salın sokağın
Sarayların, konakların vardı
Hep yandı İstanbul
20

Ermeni Rum Müslüman mezarlarında
Yan yana yatarlardı
Ölülerin İstanbul

Yeniden öldüler kabirlerinde ölüler
Toprak olan yürekleri sızladı
Bu mu bizim İstanbul

Her sokağında bir evliya vardı
Fakir insanların bile bahtiyardı
Mübarek İstanbul

Her manayı sende bulurlardı
Mana aleminde kaybolurlardı
Dervişlerin vardı İstanbul

Surların dökülüyor yetmişlik ihtiyar gibi
Suların balık arıyor sanki var gibi
Vah İstanbul 25

Bir gören pişmandı seni
Bir de görmeyen
Ey İstanbul

Biliyorum, öyle yoruldun ki
Şimdi
Kendin pişmansın İstanbul

Altın tarih, üstün cennet
Ölelim sen emret
Can feda İstanbul

Tanrı’dan nimettir güzellik
Güzel diye seni katlettik
Affet İstanbul 29

(25 Mart 2005)
 

Selahattin Aydemir