Sanki vardın, uyuyordun İstanbul
Adem havvasını bile tanımazken
Sen onları duyuyordun İstanbul
Hazreti peygamber övgüyle andı
Güzelliğin yedi cihan dolandı
Alem senin için tutuştu yandı
Vakarını bozmuyordun İstanbul
Bütün yiğitlere destan yazdıran
Cümle aşıklara şiir düzdüren
Nice tövbeliye yemin bozduran
Ahu gibi bakıyordun istanbul
Sana varmak istedi her medeniyet
Canları olsa da aldığın diyet
Yerleşip kalmaktı hepsinde niyet
Hiç birini sokmuyordun İstanbul
Uğrunda evler, ocaklar söndü
Yolunda krallar, sultanlar öldü
Kapına gelenler eli boş döndü
Sen Fatih'i bekliyordun İstanbul
Kiminin yoluna halılar serdin
Kimine yanlızca fakirlik verdin
Kimini doğmadan kabre gönderdin
İçin için yakıyordun İstanbul
Köprü,meydan, sarayların yanında
Boğazın bakire bir kız gibi durur
Eşsiz güzelliğin kalpleri vurur
Yürekleri dağlıyordun İstanbul
Bir yanın sanki günahsız veli
Bir yanın günâhkar, asi ve deli
İçin kan ağlarken, dışın neşeli
Ününe ün katıyordun İstanbul
Hem ilim dağıtan bilge alime
Hemde acımasız kanlı zalime
Ermeniye, yahudiye,müslime
Kucağını açıyordun İstanbul
Dergâhta zikir çeker dervişler
Meydanda nara atar sarhoşlar
Sahilde yalılar, kentte varoşlar
Sen her telden çalıyordun İstanbul
Seninle çizilir en güzel resim
Üstadlar sihrinden alıyor esin
Fezayı çınlatır ezanın,sesin
Bülbül gibi şakıyordun İstanbul
Maneviyat saçarken minarelerin
Günaha davet eder şık caddelerin
Karşı konulmaz bu cazibelerin
Bedelini ödüyordun İstanbul
Aşıklar,ozanlar,ustalar,pirler
Hepsi seni yazmak derdindeler
Seni anlatmaya yetmez şiirler
Gönüllerden taşıyordun İstanbul
Tarih sayfasından hele bir çıkta
Tamam olmaz sensiz hiçbir harita
Ağlardı atlaslar, coğrafya yasta
Sen de bunu biliyordun İstanbul
Garip halimizi görüyor gibi
Söylediklerimizi duyuyor gibi
Sanki nefes alır,soluyor gibi
Sen canlıydın, yaşıyordun İstanbul
Can Murat
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
aldığı kadar un
1 su bardağı şeker
Aldığı kadar un.