-ing
Adamin biri bir gün Ingiltere'ye gezmege gitmek istemis. Tabi ingilizce bilmediginden arkadasina sormus: -Yav ben Ingiltere'ye gidince onlarla nasil anlasacagim? demis. Arkadasida: -Bak konustugun her cümlenin sonuna 'ing' koy , onlar senin ne demek istedigini anlarlar demis. Ve adam ingiltere'ye gitmis ve solugu bir cafede almis. Arkadasinin taktigini uygulamaya baslamis ve garsonu çagirmis: -Sen bana bir çay getirebiling? demis ve garson saskin saskin çay getirmeye gitmis. Garson çayi hemen getirmis. Adam demiski: -Bak , ben ne güzel ingilizce konusuyoring degiling? demis. Garson lafi yapistirmis: -Ben Türk olmaying , bok içerdin çaying!
Sünnetçi
Temel,Ingiliz ve Fransiz bir trende gidiyorlarmis.Bir sinek Fransiz'i rahatsiz ediyormus.Fransiz çekmis kilicini sinegi otadan ikiye bölmüs.Cebinden kimligini çikarip:
-Fransiz Kraliyet Ailesi.demis.
Baska bir sinek Ingiliz'i rahatsiz ediyormus.Ingiliz kilicini çekmis ve sinegi ortadan ikiye bölmüs.Sonra cebinden kimligini çikartip:
-Ingiliz Kraliyet Ailesi.demis.
Baska bir sinek de bizim Temel'i rahatsiz ediyormus.Temel kilicini çikartip sinege sallamis.Sinege hiç birsey olmamis.Sonra cebinden kimligini çikartip:
-Fenni sünnetçi demis...!!!:):):)
Hitler ve Yahudi
Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
"Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis. Ingiliz'e sormus "Titanik kaç yilinda batti?" Ingiliz hemen cevap
vermis "1912" diye.
Hitler göndermis Ingiliz'i.
Fransiz'a sormus bu kez: "Titanik'te kaç kisi
öldü?" Fransiz cevap vermis :
"1050".
Hitler, "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür
birakmis Fransız'ı.
Ve Yahudi'ye dönmüs; "SAY LAN İSİMLERİNİ..!"
Öküz
Bektasiye sormuslar.
- Dünya öküzün boynuzlarinin üstünde duruyormus ne diyorsun bu ise!
Valla demis onu bilmem ama buna inanan Öküzlerin oldugunu biliyorum demis.
Andrea Doria
Osmanli donanmasiyla Venedik donanmasii arasinda savas çikmis. Venedik donanmasinin komutani Andrea Doria imis. Gözcü Osmanli donanmasinin yaklastigin fark edince hemen Andrea Doria'ya haber vermis : -Osmanli yaklasiyor. Andrea Doria sormus : -Kaç gemi var? Gözcü: -10-20 kadar. Komutan hemen emir erini çagirmis : -Oglum bana hemen kirmizi gömlegimi getir. Emir eri sasirmis : -Niçin komutanim? Andrea Doria : -Savasirken yaralanacagiz. Kan izi belli olmasin ve de askerlerin cesareti kirilmasin diye. Bu arada gözcüden yine ses gelmis : -Efendim 50 kadar oldular. Andrea Doria heyecanlanmis ve emir erine tekrar seslenmis : -Gömlegi bosver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir.
Kanimdir
Baba erenler bir akşam eve dönerken yedeğine bir şişe şarap alır.tam eve varmak üzere iken zaptiyelere yakalanır.başlar kaçmaya karanlık sokaklarda kaçarken ayağı bir taşa takılır..ve düşer.o ara yerde bir ıslaklık farkeder .allahım bu inşallah kanımdır.der.
Pasaport
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş, aksilik ya, o gün de Türkiye'ye uçacak. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı... Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu.
"Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye, Atatürk Havalimanı'nda görevli gümrük memuru Temel'in karşısına geçmiş.
Temel almış pasaportu, adamın ismine bakmış: "Leonardo di Caprio", fotoğrafa bakmış, bir zenci, adama bakmış aynı zenci... Bir kaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş:
- "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?"
Karinca
Isledigi bir suçtan dolayi onbes sene hapis cezasi yiyen adam, cezaevine girdigi gün yataginin kenarinda buldugu bir karinca ile çok iyi bir arkadaslik baslatmisti. Adam, onbes sene boyunca karincayi egitmis, onunla yoldas, candas, arkadas olmustu. Artik karinca öyle bir hale gelmisti ki, adam "dur" deyince duruyor, "yürü" deyince yürüyor, "takla at" deyince takla atiyordu. Yani konusmak disinda adam ne derse onu yapiyordu.
Cezaevinden çikarken karincayi bos bir kibrit kutusuna koydu. Çikar çikmaz güzel bir lokantaya gitti, siparislerini verdi. Yemegini beklerken "Su garsona karincamin özelliklerini göstereyimde bir sasirtayim" diye düsünmüs ve karincayi çikarip masanin üzerine koymustu.
Garsonu çagirdi :
- Bakar misiniz ?
- Buyrun beyefendi, diye adamin yanina gelince, adam parmagi ile karincayi isaret ederek,
- Su karincayi görüyor musun ? diyerek basladigi sözünün sonunu getirmeden, garson telasla :
- Özür dilerim beyfendi görmemistim, diyerek basparmagi ile karincayi ezip, masayi siler.
Kayserili
Oğlu, Kayseriliden para istedi:
- "Baba 500 bin lira verir misin?" Kayserili :
- "400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor. Al sana 100 bin yeter." der ve çıkartıp 50 bin lira verir.
Bunun üzerine oğlu pişkin pişkin güler:
- "Baba bana zaten 50 bin lira lazımdı." Kayserili :
- "Bak kerataya, sahte para vermesem kazıklayacaktı beni.."
Cennette nikah
Evlenme hazirligi icinde olan bir çift trafik kazasinda ölüp cennete
giderler. Damat adayi durumu gorevli melege anlatarak evlenip
evlenemeyeceklerini sordu. "Bir bakayim" dedi gorevli melek. Aradan 3 ay
gectikten sonra gorevli melek magdur cifte sevincli haberi vermek için
"Hersey ayarlandi. sizi evlendirebiliriz" dedi. "Sey... Biz dusundukde,
acaba evliligimiz yurumezse bizi bosayabilirmisiniz ?" dedi damat adayi.
Gorevli melek gok gürültüsü sesiyle son derece kizgin bir sekilde; "Siz
manyak misiniz ??? Cennette bir imam bulabilmek icin 3 ayimi verdim.
Avukat bulmak ne kadar surer tahmin edebiliyormusunuz?"...
El arabasi
Delinin biri hastanenin bahcesinde el arabaasini ters cevirmis ve surmeye ugrasiyormus.Bunu goren doktor;"oyle surulmez,duzeltsene arabayi" Deli hemen cevap verir; "Gecen gun senin dedigin gibi surdum aksama kadar kum tasittirdilar,enayimiyim ben.
Kolye
Genç kız akşam davete gitmek için evde hazırlanmaktadır
Makyajını yapar,kıyafetini giyer,takılarını takar.
Uğurlu saydığı birde kolyesi vardır,ucunda uçak resmi olan kolye
Onuda takar ve otobüse biner.
Otobüste karşısında oturan genç dikkatle onu süzmektedir
Dayanamaz gence sorar ;kolyem dikkatinizi çekti herhalde
Uçağamı bakıyorsunuz?
GENÇ:
-hayır alanı seyrediyordum.
Memur
Zamanın birinde bir köyde köy ağasının azgın ve iyi cins bir boğası varmış. Boğa hergün 8-10 ineği hallediyormuş. O yıllarda tarım teşkilatında mevcut ineklerin ırkının düzeltilmesi amacı ile iyi cins boğalar toplanıp diğer inek-ler ile çiftleştiriliyormuş. fakat ellerindeki boğalar zamanla çiftleşmez hale gelmişler. Bunun üzerine müdür iyi bir para vererek ağanın boğasını satın almış. Boğa teşkilatta çalışmaya başlamış. boğanın çalışmasından herkes memnun, ama bir süre sonra bizim boğa çiftleşme sayısını azaltmış ve çalışmamaya başlamış bunun üzerine müdür ağayı çağırmış durumu ağaya anlatmış. Ağa boğanın kulağına eğilmiş ve bu durumu sormuş
Boğanın verdiği cevap: Ağam ben senin evinde iken işçi idim ama buruya gelince DEVLET MEMURU oldum.
Kiyamet
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrinin yaninda bulmuslar. Tanri bunlara dönmüs " Sizi buraya çagirdim çünkü 2000 yilinda kiyametin kopacagini cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demis. Daha ne oldugunu anlayamadan bi de bakmislar ki evlerindeler... Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarina haber vermis ve canli yayina çikmis. " Sayin vatandaslarim, size bir iyi bir de kötü haberim var. Iyi olani, In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman bosuna inanmadiniz. Kötü olan ise 2000 yilinda kiyamet kopacak... " Kastro'da bos durmamis hemen insanlarinin karsisina geçmis. " Yoldaslar üzgünüm ama size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi kandirmisiz, tanri gerçekten de varmis! Ikincisi ise daha kötü, daha tanriya inanamadan hepimiz ölecegiz, çünkü 2000 yilinda kiyamet kopuyor. " Bu arada Gates'de bütün kurmaylarini toplamis havadis veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanri beni dünyanin en önemli üç kisisinden biri olarak görüyor. Ikincisi ise artik "year2000" problemini çözmemize gerek kalmadi..."
Kral ve vezir
Günün birinde Vezir'i Kıral'a ben daha büyüğüm demiş .Kıral haklı olarak kaldıramamış bu lafı.Nasıl büyüksün diye sormuş? Vezir de "vergileri ben topluyorum halka ben bakıyorum vs..." diye cevap vermiş.Kıralda halkına sormaya başlamış.Önce bir çobana sormuş;fare mi büyüktür, deve mi?Çoban cevap vermiş;tabiiki deve büyüktür.Kıral bir kez daha sormuş köpek mi daha büyüktür,fil mi?Çoban "fil" demiş.Kıral son bir soru demiş.Kıral mı daha büyüktür, Vezir mi?Çoban cevap vermiş "Vallahi o hayvanları tanımıyorum".
Küçük Temel
Küçük Temel birgün sokakta oynarken yoldan geçen bir hamile bayani durdurur. Kadinin karnini isaret ederek:
"Teyze o ne?" der.
"O benim çocugum"
"Çocugunu seviyor musun teyze sen?"
"Tabii ki evladim"
"O zaman onu niye yedin?"
Ingiliz
Ingiltere ye gezmeye giden Temel taninmamak icin gördügü Türklere selam vermiyip selam da almiyormus...
Fakat Türk´ün üstelik de hemsehrisinin biri Temel deki burnu görünce
"Bu kesun lazdur" Demis ve pesine takilmis.
Yanasip sormus Temel´e;
"Kardasum sen laz musun?"
Temel den cit yok...
Adam yine sormus;
Kardasum Laz musun?"
Temel yine bakmamis adama.
Adam israrla takip edip devamli"Kardasum laz musun" Diye sorunca Temel adama dönüp söyle demis;
"Inciluzum Inciluz..."
Temel barda
Temel İstanbul'a gelecektir. Köyünde çok methini duyduğu sinek bara da mutlaka uğramayı düşünür. İşlerini hallettikten sonra bir gece sinek bara gider bir içki söyler ve etrafı incelemeye başlar. Ancak ortalıkta o kadar merak edilecek bir şeyin olmadığını görerek tuvalete gider.Birde bakar ki pisuvar altından yapılmış. İhtiyacını karşıladıktan sonra demek ki sinek barın özelliği bu diyerek dışarı çıkar.
Ertesi gece tekrar aynı bara gelir
Bir içki söyledikten sonra ihtiyaç için tuvalete gider birde bakar ki altından yapılmış pisuvar yerinde yok. Hiddetle dışarı çıkar ve barmene söylenir:
-Kardeşim altın pisuvarı neden kaldırdınız? zaten başka özelliğiniz yoktu.
Barmen Temel'i şöyle bir süzdükten sonra biraz ilerde duran iri kıyım adama dönerek;
-Haydar abiii.. gel abi buraya dün akşam senin saksafona işeyen adamı buldum.
Papagan telefonda
Adamın biri eve gelmiş ve gelen 3 milyarlık telefon faturasını görünce afallamış.faturanın detayını istemiş,bakmış ki tüm aramalar eşi,dostu...-napalım ödeyeceğiz artık demiş.Ama bir yandan gözü içerideki papağanına kaymış,"acaba papağan aramış olabilir mi" diye düşünmüş ve yatmış.Bir süre sonra kalkıp papağanı kontrol etmiş,bir de bakmış papağan kafesten çıkıyor,telefonu açıyor,arayıp birileriyle muhabbet ediyor.papağanı kanatlarından yakaladığı gibi duvara yapıştırmış,iki kanadını germiş ve papağanı duvara çivilemiş ; -bi süre böyle kal da aklın başına gelsin demiş.Papağan bir süre sonra karşı duvarda asılı olan İsa heykelini görmüş.O da aynı papağan gibi çivilenmiş,sormuş ;
-bilader sen ne zamandır burdasın, İsa ;
- valla 2000 yıl oldu.
Papağan;
- oha nereyi aradın lan öyle !
Kesis
Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda
hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis, nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs, kesis bir dogru daha çizerek daireyi dörde bölmüs,hocada
dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus,kesis
elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,hocada yukaridan asagiya yapmis ve kesis büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.
Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.
Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altindan atesi hafif hafif almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek daha iyi olur dedim.
Pijama
Temel ve Fadime arkadasinin evine gitmis.Geç saatlere kadar oturmuslar ve çok kötü bir yagmur baslamis.Ev sahibi Temel'e:
-Bu gece bizde yatin yarin gidersiniz demis.Temelin yatagini hazirlamislar.Fakat Temel gözden kaybolmus.Sonra kapi çalmis Temel'i sirilsiklam gören ev sahibi nereye gittin demis.Temel sakin bir sekilde:
-Eve ciddum pijamami aldim ve celdum demis
Peder ve Bahadır
Peder ve Bahadır ölmüşler.Cennetin kapısında onları bir melek beklemekteymiş.Melek sormuş;
"Yaşadıgınız sürece ne günah işlediniz?"Peder hemen atlamış;
"Ben sürekli Tanrı için dua ettim.Hayatım boyunca onun yolundan hiç çıkmadım"demiş.Bahadır ise;
"Valla benim tek kötü huyum vardı oda çok hızlı araba kullanırdım"demiş.Peki demiş melek;"Peder sana cennetin gümüş anahtarını,Bahadır sana da cennetin altın anahtarını veriyorum".Peder bu duruma çok sinirlenmiş ve melege sormuş;"Ben hayatımı Tanrı ya adadım sürekli onun için dua ettim,şimdi bu çocuk niye benden üstün tutuluyor?" Melek cevap vermiş;"Peder sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Bahadır araba kullanırken herkes dua ediyordu"
Kavga
Küçük Vincenzo, nefes nefese karakoldan içeri girer.
-Kosun polis amca, biri babami dövüyor!
Polis sokaga firlar. Iki adamin alt alta, üst üste yuvarlandigini görür.
-Evladim sen merak etme. Ben simdi onlari ayiririm. Söyle bakalim hangisi senin baban?
-Ben de bilmiyorum. Zaten onlarda bu yüzden kavga ediyorlar!
Özür Dilerim
Temel yolda yürürken, yerde eski püskü bir lamba görür ve bir tekme sallar, lamba 10 metre ileri yuvarlanir.
Birdenbire lambanin içinden devasa bir cin çikar ve bütün heybetiyle Temel' e sorar :
- Dile benden ne dilersen !
Temel cevap verir :
- Özür dilerim...
Yüzük
Yargıç,sanığı sorguya çekiyordu.
-Demek yüzüğü çalmadın da yolda buldun?
-Evet efendim,yolda buldum.İnanmazsanız düşüren sahibine sorun.
-Peki,sahibinin kim olduğunu biliyordun da,yüzüğü neden götürüp
ona vermedin??
-Verecektim ama...İçindeki yazıyı
okuyunca vazgeçtim.
-Ne yazıyordu yüzüğün içinde?
-''EBEDİYEN SENİNİM.''yazısı vardı efendim.
Meyhaneci
Of'lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu: "Paranızı sokağa atıyorsunuz. Kazanan kim? Meyhaneci... En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin... En güzel ev kimin? Meyhanecinin... Ya en güzel araba? Meyhanecinin... Bu paraları veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar..."
Aradan 2 hafta geçer, Temel koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek: "Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.." Hoca memnun: "Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum." der. Temel düzeltir: "İçkiyi bırakmadım hocam, meyhane açtım!"
Buz tutan göl
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Canada'ya da düşer. Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur. Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
- Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
- Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir:
- Tanrım, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim.
Kurusun
Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider:
-Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
-O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.
Kekemeler dagda
iki arkadas daga tIrmanIyormus. Bunlardan biri kekemeymis. Kekeme olan "'çaçaçaça.." demeye baslamIs. Digeri bunun üzerine "Sus, sus yukarI çIkInca söylersin" demis. YukarI çIktIklarI zaman kekemeye sormus; "Ne var?" Kekeme "ÇaçaçaçaçaççaçadIrlarI asagIda unuttum!" demis. Böylece digeri "Hadi iniyoruz" demis. Yine kekeme "sasasasasa.." diye kekelemeye baslamIs. Ama digeri onu yine susturarak "AsagIda söylersin." demis. AsagI indikleri zaman digeri sormus: "Ne var?" Kekeme cevap vermis: "Eeee.... sasasasaka yayayaptImmmmm!"
Boga
Bir adamla karisi hayvanat bahçesini gezerken çiftlik hayvanlarinin bulundugu bölüme gelmisler ve bir çitin önünde durmuslar.Çitin üstündeyse "Bu boga geçen sene tam 50 kez çiftlesti." yaziyormus.Kadin bunu okuduktan sonra kocasina dönerek "Bu bogadan ögrenecek seylerin olmali" demis.Adamin siniri bozulmus ama ses çikarmamis. Bir baska çite gelmisler ve "Bu boga geçen sene 100 kez çiftlesti!". Kadin kocasina dönerek "Deminkini bosver asil bunu örnek almalisin kendine" demis. Adam yine sesini çikarmamis.Bir sonraki çitte ise "Bu boga geçen sene tam 365 kere çiftlesti !!!".Kadin kocasina dönerek "Çüss!!! Bir yil boyunca hergün çiftlesmis.Asil bu bogayi kendine idol olarak seçmelisin!" demis. Adam artik dayanamamis ve "Peki karicim ama bi sor bakalim, arkadas hep ayni inekle mi çiftlesmis???"
Günlük gazete
Temelle fadime bir dag evinde yaşıyorlarmış.dagda gazete olmadıgı için temel fadimeyi her gün kasabaya gazete almaya gönderirmiş.her gün gazete almaktan sıkılan fadimenin aklına bir fikir gelmiş.kasabadan aynı gün aynı gazeteden on tane almış ve eve saklamış.temel istedikçe gazeteleri vermiş.dördüncü gün temel karısını çagırmış.fadime temelin bu oyunu anladıgını zannetmiş ve korkarak temelin yanıma gitmiş.tammm kızacak diye düşünürken temel şöyle demiş:'yahu şu dünyada ne aptal insanlar var.dört gündür aynı adam aynı yerde aynı agaca çarpıyor.'
Soygun
Temel banka soymak suçundan yargilanitordu. Son celseye gelindi. Hakim agir konusmaya basladi : "Delil yetersizliginden dolayi sanik Temel'in tahliyesine karar verildi." Bu sözleri duyan Temel, bir sevinç çigligi atti ve hakime dönüp konustu : "Gözünü sevdigimin hakimi, simdi bu paralar benim oldu degil mi?"
Kis
John, kan ter içinde odun kesmekteyken, biraz uzakta bir kizilderilinin durdugunu farketmis. Kizilderili John'a söyle bir bakip "Bu kis soguk." demis ve gitmis. John ise; yerliler bunca senedir dogayla içiçe yasiyor elbet bir bildigi vardir, diyerek daha fazla odun kesmeye baslamis.
Biraz sonra baska bir kizilderili ortaya çikmis ve John'a bakip "Bu kis çok soguk." diyip kaybolmus. Iyice panige kapilan John, deli gibi odun kesmeye baslamis.
Kan revan içinde tükenecek haldeyken baska bir kizilderilinin yaklastigini farketmis. "Bu kis çok çok soguk." demis. Kizilderili tam gidecekken, John onun gitmesine izin vermemis ve "Nerden biliyorsun?" diye sormus.
Kizilderili gayet sakin söyle demis: "Atalar der ki; Beyaz adam ne kadar çok odun keserse, kis o kadar soguk olur."
İtfaiyeci Temel ve Dursun
Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teşkilatına girerler, yangın ihbarı alınır. Çok katlı bir binanın kreş bölümünde yangın çıkmıştır. İtfaiyeci merdiveni çalışmaz. Temel binanın içinden yukarı çıkar. Dursun aşağıda kalır. Temel, aşağıda bekleyen Dursun'un kucağına çocukları atmaya başlar. Temel atar, Dursun tutar ve kaldırıma koyar. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken beşinci çocuk zencidir. Temel zenci çocuğu aşağı bırakır ama bu kez Dursun yakalamak için kollarını açmaz. Çocuk "küt" yerde. Temel diğer çocukları da atar, Dursun tutar ve kaldırıma koyar. Üç beş çocuk derken, Temel tekrar zenci çocuk atar. Dursun çocuğu yine tutmaz. Çocuk "küt" gene yerde. Dursun dayanamaz ve yukarı bağırır:
- "Temel, yanıkları atarak vakit kaybetme!"
Müdahele
Hakim kaynanasını dövmekten sanık bir adamın muhakemesine bakıyordu.Şahitlere sordu:
-Bu adamı kaynanasını döverken gördün mü?
-Gördüm efendim.
-Neden müdehale etmedin?
-Neden müdehale etmeyim hakim bey ... Yardıma ihtiyacı yoktu ki evire çevire dövüyordu!....
Çiviler
Wilson adinda birinin bir çivi fabrikasi vardir ve reklama ihtiyaci vardir. Pazarlamaci arkadasi ile konusurken arkadasi "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabilecegini ifade eder. " Bana bir hafta ver" der arkadasi, "Sana bir kasetle dönecegim" Bir hafta sonra pazarlama uzmani Wilsonu görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalistirir. Romali bir asker Isa'yi çarmiha çivilemekle mesgul; yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson Çivileri kullanin, Onlar herseyi tasir" der. Wilson çilgina döner ve bagirir "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de göstermezler, Sana ikinci bir sans veriyorum, ama kesinlikle Romalilarin Isa'yi çarmiha germesi gibi seyler istemiyorum." Ikinci hafta pazarlamaci elinde baska bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya koyar ve çalistirir. Bu sefer kamera Roma'nin disindan merkeze dogru yakinlasir ve çarmiha asilmis Isa'nin önünde durur. Romali bir asker yukari bakar ve "Wilson çivileri, herseyi tasir."der. Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen beni anlamiyorsun, Çarmihta bir Isa istemiyorum. Sana son bir sans veriyorum, bir hafta içinde yayinlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum." Bir hafta daha geçer. Wilson sabirsizlikla beklemektedir. Pazarlama uzmani yeni kasetiyle gelir. Saçlari uzamis bir adam nefes nefese kosmaktadir. Bir düzine Romali asker de pesinden kovalamaktadir. Tepenin basina gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine döner: "Keske Wilson çivileri kullansaydik."